Mesnevî-i Nuriye

Tenvir

17. bölüm / 19

Tenvir

TENVİR

Meselâ: Küre-i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, herbiri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nisbetle şemsten bir feyiz alacaktır. Şu hayâlî feyiz ise, ne güneşin zâtı ve ne de ayn-ı ziyâsıdır. Hem de ziyânın temâsili ve elvân-ı seb'asının tesâvîri ve güneşin tecellîsi olan şu gûnâ-gûn ve rengârenk çiçeklerin elvânı farazâ lisâna gelseler herbiri “Güneş benim gibidir.” Veyâhut “Güneş benim” diyeceklerdir.

اۤنْ خَيَالاَتِى كِه دَامِ اَوْلِيَاسْت ❀ عَكْسِ مَهْرُويَانِ بُوسْتَانِ خُـدَاسْتْ

Fakat ehl-i vahdetü'ş-şühûdun meşrebi, fark ve sahvdır. Ehl-i vahdetü'l-vücûdun meşrebi, mahv ve sekirdir. Sâfî meşreb ise, meşreb-i ehl-i fark ve sahvdır.

تَفَكَّرُوا فِى آلاَءِ اللهِ وَلاَ تَفَكَّرُوا فِى ذَاتِهِ فَاِنَّكُمْ لَنْ تَقْدِرُوا ❀ حَقِيقَةُ الْمَرْءِ لَيْسَ الْمَرْءُ يُدْرِكُهَا فَكَيْفَ كَيْفِيَّةُ الْجَبَّارِ ذِى الْقِدَمِ ❀ هُوَ الَّذِى اَبْدَعَ الْاَشْيَاءَ وَاَنْشَاَهَا فَكَيْفَ يُدْرِكُهُ مُسْتَحْدَثُ النَّسَمِ

“NOKTA”nın ikinci kısmı, haşir ve melâike ve bekà-yı rûha ait olduğundan, bu hakikatleri kerâmetli “Yirmidokuzuncu Söz” ve “Onuncu Söz” gayet parlak bir sûrette izâh ettiğinden onlara havâle edilerek buraya dercedilmedi. Üçüncü kısım ise, Ondört Ders’ten ibaret “Nurun İlk Kapısı” nâmıyla ayrıca neşredildi.

Said Nursî ∗∗∗