Merhum Hasan Feyzi, nurlardan aldığı hakikat dersini, nurlara işâret ederek güzel tanzim etmiş.
Merhum Hasan Feyzi, nurlardan aldığı hakikat dersini, nurlara işâret ederek güzel tanzim etmiş. Lâhikaya girsin.
Said Nursî
<en4>Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,</en4>
<en4>Derd ehline bu mânâda canlar sunan edâ var.</en4>
<en4>Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine,</en4>
<en4>Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var.</en4>
<en8>Derin, güzel düşünceyle incelersen bunu sen,</en8>
<en8>Zaîflemiş rûhlar için dağlar gibi gıdâ var.</en8>
<en8>Hem dilersen, tükenmeyen sermâye-i serveti,</en8>
<en8>Aç gözünü Nurlara bak, işte sana tûfân gibi gınâ var.</en8>
<en4>Beni tanı, yürü kulum yürü diye bizlere,</en4>
<en4>Her nefeste şefkat ile Rabbimiz’den nidâ var.</en4>
<en4>Duymuş isen bu nidâyı her zerrenin dilinden</en4>
<en4>Müjde olsun, artık sana Cennet denen safâ var.</en4>
<en8>Uzaklara bakma! “Nurlara bak, yürü!” âlem onun âyinesi,</en8>
<en8>Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziyâ var.</en8>
<en8>Bir güneştir her zerrede cilve yapıp parlayan,</en8>
<en8>Bilmez misin, sende dahi o edâdan edâ var.</en8>
<en4>Eller açıp yürü bugün kana kana Risale-i Nur’dan ışık al! </en4>
<en4>Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var. </en4>
<en4>Hüner değil; dostu, düşman; yârı, ağyar eylemek, </en4>
<en4>Yâdı biliş yapasın ki, ancak dostta vefâ var.</en4>
<en8>Hünerdir ki; yaprak atlas; toprak elmas olmalı!</en8>
<en8>Çünkü bir bak, ne yaprakta ne toprakta bekà var.</en8>
<en8>Kısa görüp denizleri damlalara çevirme,</en8>
<en8>Hakikatte, her damlada gizli birer deryâ var.</en8>
<en4>Damla iken aslın senin, dağı taşı aşarsın,</en4>
<en4>Hem gökleri keşfedersin, sende ey nur, böyle dehâ var.</en4>
<en4>Bir noktayı cihan yap, o cihana hâkim ol,</en4>
<en4>Zîra senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var!</en4>
<en8>Her zerrenin kâbesidir kalbi, yine kendine,</en8>
<en8>Dikkat eyle, herbirinde yine ancak hüdâ var.</en8>
<en8>Sakın Feyzi!.. Sen gözünü Hak yüzünden ayırma,</en8>
<en8>Hakkı gören gerçeklere, hakkı kadar atâ var.</en8>
(Denizli Kahramanı Merhum)
Hasan Feyzi ∗∗∗
Mekteb-i Fünûnda ve Ulûm-u İslâmiyede Gayet Müdakkik ve Kıdemli Muallimlerden Hasan Feyzi’nin Bir Şiiri
(Mekteb-i Fünûnda ve Ulûm-u İslâmiyede Gayet Müdakkik ve Kıdemli Muallimlerden Hasan Feyzi’nin Bir Şiiri)
HAZRETİNİZE BURADAN AYRILIRKEN SÖYLEMİŞTİM
<en8>Çekilip nur-u hidayet yine zindân olacak!</en8>
<en8>Yine firkat, yine hasret, yine hüsran olacak.</en8>
<en8>Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm!</en8>
<en8>Çünkü hicran dolu kalbim yine hicran olacak.</en8>
<en8>Yine göç var diye mecnûna haber verme sakın!</en8>
<en8>Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.</en8>
<en8>Açılan ol gül-ü tevhid, sararıp solsa gerek,</en8>
<en8>Kapanıp Kâbe-i irfan, yine vîran olacak.</en8>
<en8>Haber aldım ki yarın yâd olacakmış bize yâr,</en8>
<en8>Ne büyük yâre ki, kimler buna derman olacak?</en8>
<en8>Bu büyük derd-i elemden kime şekvâ edeyim?</en8>
<en8>İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak.</en8>
<en8>O şifâ-bahş olan envârını sen çeksen eğer,</en8>
<en8>Bana kim nur verecek, kim bana Lokman olacak?</en8>
<en8>O temiz pâk nefesin, âb-ı hayatı bu çölün,</en8>
<en8>Onu, dûr etme ki her ferd ona reyyân olacak.</en8>
<en8>Hele ol nur-u şerîfin kime değmişse eğer,</en8>
<en8>Küçücük zerre de olsa, meh-i tâbân olacak.</en8>
<en8>O lütûfkâr, o keremkâr eli öptükçe, benim</en8>
<en8>Bu küçük kalb-i hazînim yine handan olacak.</en8>
<en8>Bâb-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem,</en8>
<en8>Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak!</en8>
<en8>Nazarın erse garîb başıma ey nur-u Hudâ,</en8>
<en8>Bugün artık bu hakîr bendede ummân olacak.</en8>
<en8>Bu anâsır, yüzüne her ne kadar çekse hicâb,</en8>
<en8>Yine haksın, buna şâhid yine Kur'ân olacak.</en8>
<en8>Kàb-ı Kavseyn’den alıp dersimi bildim ki ayân,</en8>
<en8>O güzel nur-u bedî', manevî sultan olacak.</en8>
<en8>Sakınıp, Feyzi-i bîçâreye bahs açma bugün,</en8>
<en8>Yeni baştan yine şeydâ, yine giryân olacak.</en8>
…………………
Bîçâre Talebeniz
Hasan Feyzi ∗∗∗