izhâr ile hamd ü senâlar eder. Ve kezâ, o kitabın herbir yazısı Rahmân ve Rahîm olan kâtibinin evsâf-ı cemâlini göstermekle senâhan oluyor. Ve kezâ, o kitabın bütün yazıları, noktaları, nakışları, esmâ-i hüsnânın tecelliyât ve cilvelerine ma'kes ve mazhar olmak ciheti ile o Zât-ı Akdesi takdis, tahmîd, temcid ile senâhandır. Ve kezâ o kitabın herbir nazmı, kasidesi Kadîr, Alîm olan nâzımını takdis ile tahmîd eyler...
Dokuzuncu Nokta
Dokuzuncu Nokta:…………………………(∗)
Said Nursî
__________________
(∗) Bu gibi şifrelerin anahtarı bende yoktur ki açayım. Maahazâ oruçlu bir kafa, ne o şifreleri açabilir ve ne o darbları yapabilir. Kusura bakmayınız, bu kadarı da, ancak müellifinin manevî yardımı ile ve Leyle-i Kadrin bereketi ile ve Mevlâna’nın komşuluğundan istifade ile yapabildim...
Mütercim
Abdülmecîd Nursî
Eddâî
Eddâî (∗) <ft3>[^1]</ft3>
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde,
Said’den yetmiş dokuz emvât (∗∗) <ft3>[^2]</ft3> bâ-âsâm âlâma.
Sekseninci olmuştur, mezara bir mezar taş.
Beraber ağlıyor (∗∗∗) <ft3>[^3]</ft3> hüsran-ı İslâm’a.
Mezar taşımla pür-emvât enîndâr o mezarımla
Revânem saha-i ukbâ-yı ferdâma.
Yakìnim var ki: İstikbâl semâvâtı, zemin-i Asya
Bâhem olur teslîm, yed-i beyzâ-yı İslâm’a.
Zîra yemîn, yümn-i îmândır.
Verir emn ü emân ile enâma...
[^1]:(∗) Bu kıt'a, O'nun imzasıdır.
[^2]:(∗∗) Her senede iki defa cisim tazelendiği için iki Said ölmüş demektir. Hem bu sene Said yetmişdokuz senesindedir. Herbir senede bir Said ölmüş demektir ki; bu tarihe kadar Said yaşayacak.
[^3]:(∗∗∗) Yirmi sene sonraki bu şimdiki hâli, hiss-i kable'l-vukû' ile hissetmiş.